reishi kırmızı mantar ( ölümsüzlük mantarı ) ganoderma
Ganoderma - Some Health Benefits
Ganoderma lucidium has No Known Herb Drug Interaction -In general, Ganoderma has been shown to be safe and non toxic even at very high doses in animal and human studies. Many families has been enjoying Ganoderma's wonders for quite some time and have yet to experience any side effects.
Ganoderma May Help Reduce Cholesterol - Cardiovascular disease has been called an epidemic of sorts in North America and Europe. Not surprising when you consider a typical North American lifestyle of not enough physical activity, diet high in saturated fats, and fast paced living driving up stress levels.
Reishi: Ancient Medicine Is Modern Hope (Health Foods Business/January 1992: Consumer Education Series ) - Western culture has often frowned on mushrooms, even fearing the small innocuous forest growth. The French prize their truffles, but even truffles and other edible fungi and mushrooms are not as highly valued or show as much potential as a species of mushrooms called Ling Zhi or Reishi (Ganoderma lucidum).
A Reishi Mushroom a Day May Keep the Doctor Away - During the past 50 years, Asian countries have conducted an abundance of research on the medicinal value of several edible mushrooms. Their claims include reduction of blood pressure and cholesterol, enhancement of the immune system, cancer therapy, antiviral and anti-inflammatory properties, treatment of anaphylactic shock, anti-HIV properties, increase of oxygen utilization, and antioxidant properties (Chen and Miles, 1996).
Much more to follow regarding Health Benefits and Testimonials in other postings.
GANODERMA LUCİDUM MANTARI (RED REİSHİ) KONSANTRESİ KIRMIZI MANTAR
GANODERMA LUCİDUM MANTARI (RED REİSHİ) KONSANTRESİ
LUCİDUM MANTARIGANODERMA LUCİDUM KONSANTRESİ 1500ml
SAĞLIK BAKIMINDAN ÖNEMİ
Bitkiler bizim için yiyecek, içecek, elbise, korunak, yakacak gibi çok çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılamaktadır.Bunun dışında çok sayıda önemli ilaç; aspirin, morfin, kortizon, digitoksin, progestreone bitkilerden elde edilmektedir. Halen klinik olarak kemoterapi sırasında kullanılan çok sayıda antikanser ilaçları da [Paclitaxel (Taxol) Taxus brevifolia ile Vincristine (Oncovin) Cantharantus roseus)] bitkilerden elde edilmektedir.Bununla beraber penisilin, tetracylene, cyclosporine, simvastatin, pravastatin, lovastatin, griseofulvin gibi çok önemli bazı antibiyotikler mantarlardan elde edilmektedir. İlk statin; mevastatin Penicillium’dan, lovastatin ise Aspergillus terrus adlı mantardan elde edilmiştir. Statin halen koroner kalp hastalığıyla hiper kolesterolün düşürülmesinde kullanılan çok önemli bir ilaçtır. Cyclosporine, Cylindrocarpon lucidum’la Trichoderma polysporum’dan elde edilmektedir ve günümüzde organ nakillerinde bağışıklık destekleyicisi olarak kullanılmaktadır (Hobbs 1995, Smith ve ark. 2002, Roberts 2004).
Biyolojik Bileşenleri
G.lucidum mantarında, miselinde ve sporlarında 400’ün üzerinde biyolojik aktif bileşen bulunmaktadır. Bunlar polisakkaritler, triterpenler, alkaloidler, nükleotidler, steroller, lectin, protein ve iz elementlerdir
“Son yıllarda Ganoderma lucidum’un hastalıklarla ilgili tıbbi etkisine yönelik olarak çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu çalışmaların ışığı altında G.lucidum’un antitümör, antibakteriyel, antiviral, antihiv, antiülser, antialerjik, antidepresant, antioksidant, ağrı kesici, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici, kan basıncını düzenleyici, detoks özelliği bulunmakta, kalp, beyin, karaciğer ve akciğer koruyucusu olmasının yanında, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara direnci artırmakta, alzheimer, anoreksiya, akne, adet düzensizliği, astım, bronşit, depresyon, epilepsi, hemoroit, hepatit, katarakt, obezite, gut, nezle, rinit, romatizma, retinal pigment dejenerasyonu, saç dökülmesi, nefrit gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu belirtilmektedir.”
“ G.lucidum’un bünyesinde yer alan biyoaktif maddeler Sarcoma-180 tip katı tümörlerin gelişmesini önlemede, durdurmada, yok etmede son derece etkilidir ve önleme mekanizması halen çok geniş çaplı bir şekilde dünyada araştırılmaktadır.”
Farmakolojik ve Terapatik Etkileri
Genel olarak insanlarda 11-17 yaşları arası bağışıklık sisteminin en güçlü olduğu dönemdir ve 35 ’ten sonra güç zayıflarken , 50 ’li yaşlardan sonra sistem düzgün çalışamamaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında yaşam biçimi, beslenme alışkanlıkları, hastalıklar, radyasyon, stres, hayvansal ürün tüketiminin çokluğu, lifli gıda tüketiminin azalması, temel besin maddelerinin işlenerek sofraya gelmesi, gıdalarda bozulmayı önleyici koruyucu kimyasal madde kullanımı, tarımsal ilaçlar gibi daha çok şey sayılabilir.Bütün bunlar insanlarda ciddi hastalıklar ortaya çıkarırken, yaşam süresinin kısalmasına yol açmaktadır.
Son yıllarda G.lucidum’un hastalıklarla ilgili tıbbi etkisine yönelik olarak çok sayıda araştırma yapılmıştır.Bu çalışmaların ışığı altında G.lucidum’un antitümör, antibakteriyel, antiviral, antihiv (AIDS), antiülser, antialerjik, antidepresant, antioksidant, ağrı kesici, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici, kan basıncını düzenleyici, detoks özelliği bulunmakta, kalp, beyin karaciğer ve akciğer koruyucusu olmasının yanında, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara direnci artırmakta, alzheimer, anoreksiya, akne, adet düzensizliği,astım, bronşit, depresyon, epilepsi, hemoroit, hepatit, katarakt, obezite, gut, nezle, rinit, romatizma, retinal pigment dejenerasyonu, saç dökülmesi, nefrit gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu belirtilmektedir ( Ooi 2000, Chen ve ark.2004, Liu ve Zhang 2005, Wasser 2005 ).
Vücudun oksijen kullanımını düzenleyen G.lucidum kalp krizini, spazmı önlemekte, enerji kaynağı olmasının yanında Rusya’da kozmonotların uzay yolculukları dönüşünde vücutlarının dünyaya kısa süresinde adaptasyonunu sağlamada kullanılmaktadır (Wasser 2005).
Terminal kanser hastalarında morfin kullanımını azaltırken, sinir sistemine yatıştırıcı etkisi bulunan G.lucidum bağışıklık hücrelerinin sayısının artmasını sağlayarak ameliyat sonrası hastaların iyileşmesini hızlandırmaktadır.Diğer taraftan uykusuzluk, stres sorunu olan kişilerde olumlu etkisi görülürken halsizliği, baş dönmesini, baş ağrısını engellemekte, ayrıca afrodizyak etkisi bulunmaktadır.
Geçmişte suyu sanki bir ayin şeklinde törenle içilen G.lucidum’un yukarıdaki özellikleri dikkate alındığında imparatorların bu mantarı neden kendilerinin dışında herkese yasakladıkları açıkça anlaşılabilmektedir.
ANTİTÜMÖR ETKİSİ
G.lucidum'un bünyesinde yer alan biyoaktif maddeler Sarcoma-180 tip katı tümörlerin gelişmesini önlemede, durdurmada, yok etmede son derece etkilidir ve önleme mekanizması halen çok geniş çaplı bir şekilde dünyada araştırılmaktadır ( Sone ve ark. 1985, Liu ve ark. 2002, Paterson 2006, Pang ve ark. 2007 ).
Triterpenlerden Ganodermik asit T ve Z karaciğer kanserinde, bünyesinden izole edilmiş olan bir lanostanoid'le insanda KB hücrelerinin gelişmesini engellediği, PLC/PRF/5 hücrelerine etkili olduğu kanıtlanmıştır (Wasser 2005).
Diğer taraftan G.lucidum K562 lösemi hücrelerini baskılamakta, lösemide HL-60'la U937 hücrelerinde apoptosise yol açmakta, prostat kanseri hastalarında PSA düzeyini düşürmekte, sporları yaşlanmayı geciktirici özelliğinin yanında mide, kolon kanserinde olumlu sonuç vermektedir (Wang ve ark.1997, Wasser2005).
İnsan vücudunda bağışıklık sisteminden beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) sorumludur. Beyaz kan hücrelerinin mast, T,B, doğal yok edici (NK), fagositler (monositler, nötrofil, makrofaj) gibi birçok değişik tipi bulunmaktadır. G. lucidum'un aktif bileşenleri bu bağışıklık hücrelerinin sayısını çok kısa sürede artırmaktadır. Kandaki makrofaj hücreleri vücudun kendi doğasının dışında her türlü yabancı maddeyi, serbest radikalleri, mikropları, tümör hücrelerini kuşatarak sarmakta ve onları yiyerek yok etmektedir.
Günümüzde kanser hastalığında kullanılan radyo ve kemoterapi uygulamaları sırasında kullanılan radyasyon ve kimyasal maddeler nedeniyle vücudun bağışıklık hücreleri tedavi süresinde çok ciddi şekilde azalmakta, zarar görmektedir. G.lucidum destekleyici olarak bu tedaviler sırasında bağışıklık hücrelerinin sayısının azalmasını önleyerek radyo-kemoterapinin yan etkilerini azaltmaktadır (saç dökülmesi, iştahsızlık, kemik erimesi, enfeksiyon riski v.b.). Hastaların yaşam kalitesini yükselten G.lucidum aynı zamanda metastazla, remisyon süresini uzatmakta, detoks özelliğiyle vücuttan toksinlerin atılmasını sağlamaktadır ( Lakhanpal ve Rana 2005, Liu ve Zhang 2005).
Bağışıklık Düzenleyici Etkisi
“İnsan vücudu bir gün içinde solunumla, gıdalarla binlerce mikrop, bakteri, virüs, toksin, paraziti bünyesine almaktadır.Bağışıklık sistemi bunların çoğunu bertaraf edebilmesine karşın, üstesinden gelemediği durumlarda hastalıklar ortaya çıkmaktadır.
G.lucidum bağışıklık sisteminin bir koruyucusu, güçlendiricisi olarak sadece kanser hastalarının değil, tüm insanların hizmetindedir. Vücudun güçlenmesiyle dinçlik kazanılmakta, bu durum tümörlerin ortaya çıkmasını önlerken G.lucidum’a antiviral, antibakteriyel, antihistaminik, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici özellik kazandırmaktadır.”
Kanın Pıhtılaşmasına Etkisi
“Kan hücrelerinden trombositlerin bir araya gelerek pıhtılaşmasıyla trombosis oluşmaktadır. Damarların tıkanmasına yol açan bu durum insan sağlığı açısından son derece tehlikelidir. G.lucidum’da bulunan bir adenosine: 5'-deoxy-5'-metilsülfinadenosine kanın pıhtılaşmasını önleyerek damarların tıkanmasını ortadan kaldırmaktadır. Bununla beraber yüksek adenosine'nin kanı sulandırması nedeniyle G. lucidum hemofili hastalarına önerilmemektedir
G. lucidum kan kolesterolünün normal seviyede tutulmasında kan dolaşımının düzenlenmesinde son derece etkin bir mantar türüdür.”
Histamine Salınımına Etkisi
“Astım, alerji, ateşli hastalıklarda mast hücrelerinden aşırı miktarda histamin salgılanmakta, bu gibi durumlarda antihistaminik ilaçlar içilmektedir. G. lucidum’da doğal olarak bulunan Ganodermik asit A,C,D ve cyclo-octasülfür'ün histamine salınımını engelleyici etkisi bulunmakta şişme, alerji oluşumunu, anafilaktik şoku engellemektedir.”
Kan Şekeri Üzerine Etkisi
“G.lucidum’da bulunan bazı peptidoglukanlarla, Ganoderan B ve D, triterpenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şekerle, insülin seviyesinin artışını engelleyebilmektedir. Diabetus mellitus diye bilinen şeker hastalığının özellikle 2. tipinde etkili olduğu belirtilen G.lucidum, bu hastalığın beraberinde getirdiği çok ciddi rahatsızlıklarında iyileştirilmesinde koruma amaçlı olarak önerilmektedir ici etkisi bulunmakta şişme, alerji oluşumunu, anafilaktik şoku engellemektedir.”
Karaciğer Üzerine Etkisi
“Son yıllarda insan ve hayvan deneyleriyle yapılan klinik çalışmalarda G.lucidum’un karaciğerde biriken zehirli kimyasal maddeleri ortadan kaldırdığı, karaciğeri koruduğu, ganodermik asit T ve Z 'nin karaciğerdeki tümör gelişmesini engellediği ve B virüsüne (HBV) karşı anti hepatit olduğu ortaya konmuştur.”
Hipertansiyon Üzerine Etkisi
“G.lucidum Uzak Doğu ülkelerinde yüzyıllar boyunca yüksek tansiyonun düşürülmesinde kullanılmıştır. Son yıllarda yapılan klinik deneylerde ganodermik asit B ile D' nin yüksek tansiyon hastalarında kan basıncını 2 hafta gibi kısa süre içerisinde dengeleyerek bu hastalığın iyileştirildiği belirtilmektedir.”
Antibakteriyel Etkisi
“G.lucidum’un antibakteriyel etkisinde en önemli bileşikler triterpenlerdir ve bünyesinden elde edilen bazı ekstraktlar Bacillus subtilis, B.cerus, Corynebacterium diphtheriae, Escherichia coli, Klebsiella oxytoca, Phylococcus aeteus, Salmonella typhi, Streptococcus pyogens v.b. toplam 15 gram pozitifle negatif tip bakteriye karşı başarıyla kullanılmaktadır.”
Antiviral Etkisi
“1983 yılında ortaya çıkan HIV virüsü AIDS'e neden olan dünya çapında bir hastalıktır. Aynı şekilde herpes virüsü de çok çeşitli enfeksiyon hastalıklarına yol açmaktadır. Son yıllarda in-vitro çalışmalarında G.lucidum’dan izole edilen lucidenik asit O, lucidenik lakton, linoeic asit, ganodermik asit B,C,H ile ganoderiol A,B,F, ganodermanontriol, lucidimol B'nin antivirüs özellikler taşıdığı, her iki hastalığın tedavisinde de ümit verici sonuçlar elde edildiği belirtilmektedir.”
Adaptojen Özelliği
“G.lucidum’un belirli bir organ ya da dokuya özelleşmiş etkisi bulunmayıp tüm vücuda çok yönlü doğrudan veya dolaylı genel bir etkisi vardır.Bu durum adaptojen olarak adlandırılmaktadır. İlk başta hastalığın gelişmesini durdurarak önleyici , daha sonra tedavi edici niteliği olan G.lucidum’un hiçbir toksitesi bulunmamaktadır. Bununla beraber mantarı ilk defa kullananlarda bazen kusma, kaşınma, deride hafif kızarma, geçici uykusuzluk, sık idrara çıkma gibi yan etkiler görülebilmektedir.”
Aşağıdaki bilgiler Yard. Doç. M. Ertuğrul İLBAY ın GANODERMA LUCIDUM– REISHI–
Efsanevi Mantar” adlı Nisan 2008’de yayınlanan kitabından alınmıştır.
TARİHÇESİ
Dikkat !!! Sitemizde bulunan resimler ve yazılar FUNGAL GRUP'a aittir. İzinsiz kullanılamaz, kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.
G.lucidum’un Japonya ve Çin’de 2000 yıllık folklorik bir geçmişi vardır. Yüzyıllar boyunca doğal bir sağlık ilacı olarak özellikle hepatopati, kronik hepatit, nefrit, hipertansiyon, eklem romatizması, kireçlenme, nevrasteni, uykusuzluk, bronşit, astım, ülser ve kanser hastalıklarında etkili bir şekilde kullanılmıştır (Thaithatgoon 1995, Ooi 2000).
Simyayı ilk uygulayan Taocu rahipler 1.yy’da ölümsüzlük ve sonsuz gençlik için büyülerinin, iksirlerinin yapımında G. lucidum’u kullanmışlardır. Kimyanın ortaya çıkışı simyayla başladığına göre Şaman’larla beraber doğanın gücünü kullanarak hastalarını iyi etmeye çalışan bu kişiler günümüzde ilk doktorlar olarak kabul edilmektedir. Çin seddini yaptıran Shih-Huang (M.Ö. 259-210) bu mantarı kullanan ilk imparatordur. Tanrıların, imparatorların yiyeceği olarak kutsal kabul edilen G.lucidum ’ un tıbbi etkilerinden dolayı o dönemlerde başkalarının tüketmeleri kesinlikle yasaklanmıştır. Hatta halktan birisinin Reishi’yi bulup imparatora götürdüğünde ödüllendirilirken, bulduğu halde saraya teslim etmemesi ağır şekilde cezalandırılma nedeniydi (Hobbs 1995, Halpern 2007).
Reishi’nin oldukça renkli bir geçmişi vardır. Efsaneye göre; “ölümsüzlük mantarı” ile ilgili şöhreti 23 yüzyıl önce Chin Hanedanlığı döneminde imparator Ti’nin kulağına gitmiş, bu imparatorun doğuya 300 güzel kadın ve 300 güçlü erkekten oluşan bir gemi filosunu Reishi toplamak üzere mantarın bol yetiştiği bir adaya gönderdiği söylenmektedir. Ancak gemi batar ve kazazedeler adaya çıkarak geri dönemezler ve yeni bir ulus oluştururlar . Bu ülke Japonya’dır! Bununla beraber, Reishi’yi ünlü Çin’li Budist Jian Zhen He Shang’ın M.S. 753 yılında Japonya’ya götürdüğü söylentiler arasındadır (Anonim 2005, Halpern 2007).
Uzak Doğu ülkelerinde koruyucu bir tılsım olarak bir evi veya kişiyi kötülüklerden koruduğuna inanılan Reishi Yuan Hanedanlığında (1280-1368) Çin’in süsleme sanatında yer almış, birçok mobilya, halı, mücevher, parfüm şişesi, bina dekorasyonlarında kullanılmıştır (Wasser ve Weis1999, Wasser 2005)
Çin’de 2 tane meşhur doğa tarihi ve tıp kitaplarında; Shen Nang Ben Cao Jin (M.S. 25-220) ile Ming Hanedanlığı döneminde Ben Cao Gang Mu (M.S. 1368-1644) Reishi’den uzun yaşamanın sırrı olarak kalbe faydasından bahsedilmiş ve 6 tipi belirtilmiştir (Hobbs 1995, Chiu ve ark. 2000 ).
Dünyada Ganoderma cinsinin içinde taksonomik olarak G. applanatum, G. boninense, G. pfeifferi, G. tsuage gibi 250’nin üzerinde tür tanımlanmıştır. Bununla beraber üzerinde en çok bilimsel çalışmaların yapıldığı tür G.lucidum’dur.
G.lucidum’un 6 değişik renkte tipi bulunmaktadır
- kırmızı (akashiba)
- mavi (aoshiba)
- sarı (kishiba)
- beyaz (shiroshiba)
- siyah (kuroshiba)
- mor (murasakishiba)
Bu tiplerden tıbbi özelliklerinden dolayı üzerinde en çok durulan kırmızı renkli G. lucidum veya dünyada en meşhur tanınan adıyla kırmızı Reishi’dir. lingzhi



Yaşam tarzınıza müdahale etmeden 
